Lütfen bekleyin..


İbrahim Eroğlu

DÜNYANIN AÇIK MÜZESİ TÜRKİYE VE 2053

05 Nisan 2018, 21:11

Dünyadaki gelişmelere bakılırsa; gelecek asırları “İslam Medeniyeti” şekillendirecektir.

Türkiye’miz de İslam’ın ve İslam medeniyetinin yaşayan tek temsilcisi ve ümmetin ayakta kalan son kalesi olduğu için; 2053’te “Kültürde,edebiyatta,sanatta,ekonomide,bilim ve teknolojide” her alanda söz sahibi olacaktır.

Zira insanlar sömürgeci, katil ve iki yüzlü içi boş Batı Medeniyetinden bıktı ev arayışa girdi. Dünyamızın “İslam Medeniyeti’nden ” başka alternatifi yok. Dünyanın İslam merhametinden başka bir sığınağı yok. Zira Batı ve Küresel güçler sadece savaş, cinayet , silah satışı, işgal ve sömürüden başka bir seçenek sunmuyor…

İSTERSENİZ ŞİMDİ TÜRKİYE’MİZİ BİRAZ GEZELİM …

Her şeyden önce Türkiye, 700 yıl dünyanın üçte birine hükmetmiş, büyük bir medeniyete öncülük etmiş, hala dünyanın her tarafında eserleri olan koca bir imparatorluğun mirasıdır.

“5 milyon kilometre kareden bize kalan ecdatyadigarıdır Türkiye.”

Hele de İstanbul, bu medeniyetin odak noktasıdır. Sadece Osmanlı uygarlığı değil tüm uygarlıkların kesişme merkezidir Türkiye’miz…

Nitekim Napolyon” bana dünyanın başkenti neresi deseler İstanbul derim” diyor.

Yine ünlü bir seyyah “İstanbul’a gelen her insan kendisini yabancı hissetmez; zira İstanbul’da her millete ait kültür hazineleri titizlikle korunmuştur.” Diyerek İstanbul’un bir dünya şehri adeta medeniyetlerin başkenti olduğunu ilan etmiştir…

Çok değerli bir seyyah İstanbul’u anlatırken adeta bu kente ve tarihe olan aşkını ilan ediyor “İstanbul’u bir “su ve şiir medeniyetidir” diyerek başlıyor tarihi çeşmeleri ve emekle yoğrulmuş o şaheserleri anlatmaya…

Yani İstanbul’u gezmeden diğerlerini görmenin manası ve ehemmiyeti yok. Bir diğer ifadeyle İstanbul’u bütün ayrıntısıyla görürseniz, bütün Osmanlı coğrafyasının en seçkin eserlerini de keşfetmiş olursunuz.

7 bölge, 81 il, binlerce ilçe ve on binlerce köyü ile Türkiye’miz adeta dünyanın en güzel açık hava müzesi…

Dört mevsimi aynı anda yaşamak mümkün. Denizler, dağlar, ovalar, göller ve nerden baksanız muhteşem bir doğa …

Sanırım hayatımda anlatacağım en zor konu. Nerden başlasam nasıl anlatsam bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki, ne kadar uğraşsam eksik kalacak anlatacaklarım …

Kuzey yarım kürede yer alan, Avrupa ve Asya kıtaları arasında geçiş noktası oluşturan, üç tarafı denizlerle çevrili, Yunanistan, Gürcistan, Bulgaristan, Ermenistan, Azerbaycan, İran, Irak ve Suriye ile komşu olan Türkiye’miz; dünyanın en önemli ticaret yollarının geçiş yolu ve son derece stratejik öneme sahip ; cennet mavisi bir ülkedir …

Farklı dinlerden, ırklardan oluşan komşularına her zaman saygılı ve güven veren bir ülke…

Adeta bütün medeniyetlerin, dinlerin, renklerin kesiştiği kadim bir imparatorluğun genç varisi ; TÜRKİYE

Hititler, Frigler, Lidyalılar, Asurlular, Likyalılar, İyonlar gibi medeniyetlere, Bizans, Osmanlı gibi imparatorluklara ev sahipliği yapmış topraklar üzerine kurulan Türkiye, bir tarih, kültür, medeniyet ve turizm merkezidir. Ülkenin birçok yerinde ilkçağlara ait kalıntılar, antik şehirler, medeniyet izleri

mevcuttur. Tarihi yönden bu kadar zengin olmasının yanı sıra bulunduğu coğrafi konum nedeniyle de zengin coğrafi özelliklere sahiptir.

Marmara, Ege, İç Anadolu, Karadeniz, Akdeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu olarak yedi coğrafi bölgeye ayrılan topraklarında farklı iklim ve bitki örtüsü çeşitleri barındırır. Daha çok ılıman ve Akdeniz ikliminin hakim olduğu Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinin aksine, ülkenin iç taraflarına ve doğusuna gidildikçe değişen ve sertleşen bir iklim yapısına rastlanır. Bu özellik yerleşim türü, yaşam koşulları, ulaşım, ekonomi, tarım, hayvancılık, sanayileşme gibi birçok alanı etkiler. Her bölgenin kendine has tarım ürünleri vardır ve farklı zamanlarda üretim yapılır.

Her bölgesi ayrı güzel her bölge ayrı bir bereket ve hayat kaynağı.

Elmalı’da kar yağar, Antalya’da denize girersiniz, Palandöken’de kayak yapılırken, Urfa’da buğdaylar biçilir. Muğla’da mart ayazı yaşanırken, Bodrum’da, Marmaris’te denize girilir…

Mevlam adeta tüm bereketiyle herşeyi vermiş coğrafyamıza her bölgeye ayrı tatlar renkler…

Rize’de çay, Giresun’da fındık, Trabzon’da hamsi, Diyarbakır’da karpuz, Antep’te fıstık, Denizli’de el emeği kumaşlar ve tabi ki Denizli horozu, Konya ovasında buğday bereketi, Kayseri’nin pastırması, Urfa’nın mercimeği ve isotu, siirt’te bal ve ceviz, Bitlis’te büryan kebabı, Erzurum’da car kebabı, Tokat’ta testi kebabı, Bursa’da İskender, Şeftali

 

Tüm bu özellikleri ile çağdaş medeniyet seviyesini yakalamış bir ülke olan Türkiye, gelişim adına yeni adımlar atmayı sürdürmekte, kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmakta ve her geçen gün dünya gözünde daha önemli bir yer kazanmaktadır.

Türkiye'nin doğal güzelliklerini dağlar, yaylalar, şelaleler, denizler, yeryüzü şekilleri, ormanlar, göller oluşturur. Karadeniz Bölgesinin her bir yaylası ayrı bir doğal güzelliktir. İnsan bir kere o yaylaların havasından soluyup, suyundan içti mi terk etmek istemiyor. Yine birçok bölgemizde yer alan doğal göllere doyum olmaz. Abant Gölü, Uzungöl, Çıldır Gölü, Van Gölü, Hazar Gölü ülkemizin başlıca doğal güzellikleri arasındadır.

 

Kapadokya bölgesinde yer alan peribacaları, yeryüzü aşındırma şekillerinin en güzel örnekleridir. Hasankeyf ve Dicle nehri, Pamukkale travertenleri, Düden Şelalesi, çeşitli mağaralar, dağlar en önemli doğal güzelliklerimizdir.

Türkiye’nin dört bir yanında kurulan uygarlıklar tarih boyunca geride kültürlerini ve turizm güzelliklerini bırakmıştır. Bugün bunlar geçmişten kalan tarihi güzelliklerdir. Taşımız toprağımız şekillenerek muhteşem doğal güzelliklerin oluşumunu sağladı. İnsanların her noktasını gezip yeni tarihi güzellikler görebileceği dünyaya açılan kapıdır. Tarih boyunca Hititler, Frigler, Lidyalılar, İyonlar, Asurlular gibi medeniyetlere ev sahipliği yapan topraktır.

Üç tarafı denize kıyı olan ülkemizde akarsular başta olmak üzere binlerce yıl içinde meydana gelen doğal güzellikler bulunmaktadır. Bunların başında peri bacaları gelip güzelliklerine şahit oluruz. Yer altı kaynakları ile ünlü kaplıcalarımız Yalova ilimizde bulunmaktadır. Son zamanlarda Afyon ve Kütahya illerimiz de termal su ve kaplıca turizmi açısından epey mesafe kat etmişlerdir..

Dünyada gezip görebileceğiniz sayılı ülkelerdendir. Tarihi kalıntıları ile antik kentler, şehirlerin izleri halen mevcuttur. Bugün en çok bilinenlerden birisi Efes Antik kentidir.

Türkiye’mizin batısı milyonlarca güzelliği ve tarihi izleri insanı büyüleyen bir coğrafyaya sahip. Aynı zamanda doğu ve güneydoğu da öyle…

Kurtalan Ekspresi ile bir çocuk heyecanıyla kıpır kıpır uzun yolculuklar yaparak tanımaya çalıştınız mı cennet ülkemizi…

Düşsel bir yolculuk kadar güzeldir ve rüya gibidir Türkiye yolculuklarının her karesi…

Haydarpaşa’dan Kurtalan’a uzanan yolda neler neler göreceksiniz! Bir bilseniz hemen bir bilet alır trene binersiniz. Sadece yolculuk mu her kilometrede göreceğiniz harika tablolar, trende tanıyacağınız o samimi insanlar ve kurulan güzel dostlukları da unutmayın…

Güneydoğu’yu mutlaka baharda görmelisiniz çünkü yazın sıcaklık 50 dereceyi bulur.

Hasankeyf’ten başlayın Güneydoğu’daki mutluluk şölenine. Dicle’nin Hasankeyf’e aşkını tam yerinde izleyin ve 4 bin yıllık tarihin kokusunu içinize çekin mağara-Kafelerde kahve keyfi yaşarken..

Sonra Diyarbakır Surlarına çıkın. Diyarbakır en güzel surlardan izlenir. Dağkapı, Mardinkapı, Urfakapı , Balıkçılarbaşı ve yeni Diyarbakır’ı görün…

Gaziantep’in yemeklerini, insanların samimiyetini, dostluğun kalitesini, insanın Nirvana’sını görün…

Harran’ı, Balıklı Göl’ü,Peygamberler şehri Şanlıurfa’yı gezin günlerce, kebabını tadın, sıra gecelerine katılmayı da unutmayın…

Siirt fıstğını ve Büryan yemeyi unutmayın. Siirt’e giderken mutlaka Trenin son durağı nostaljik Kurtalan Ekspresini ve tren garını da görün …

Medeniyetler kenti Mardin’i yaşayın doyasıya. Her sokağında onlarca din, dil ve renk elele… Camiler, manastırlar, kiliseler, taş evler, tarihi kaleler, dar sokaklar, yüz yıllık el sanatlarını yaşatan sanatkarlar, şirin çarşıları insanı adeta başka bir çağa götürür…

Sokaklarda el ele Türkçe, Kürtçe , Süryanice, Arapça konuşan çocuklar…

Adıyaman’ı mutlaka görmek gerek; Nemrut’da gün doğumu muhteşem. Her yıl yüz binlerce insan burada gün doğumunu izlerken adeta büyülenir…

Ege’nin bir benzeri dünyada yok…

Her yıl sadece Bodrum ve Marmaris’e 5 milyon yabancı konuk gelir.Ege’nin her karesi özellikle sahil kesimi dünyanın en güzel plajlarına sahip. İklimi, portakal ve limon bahçeleri, tarih kokan kaleleri, eski Rum evleri, yemekleriyle , gelenek ve görenekleriyle tam bir yaşam şöleni…

Rodos şövalyelerinden kalan Bodrum Kalesi ve su altı müzesi; gören herkesi büyüleyen bir kültür hazinesi.

Batı Anadolu’ya gidildikçe Anadolu kültürü ve Osmanlı eserleri selam durur ziyaretçilere. Bunun için Kütahya, Afyon, Denizli’ye uğramak gerek.

Karadeniz yeşili dünyanın hiçbir coğrafyasında yok o başka bir yeşildir… Fındık dağları, çay bahçeleri, balıkçı tekneleri, yaylaları, yemekleri, horonu, delikanlı adamları, türküleri ile dağlarında denizinde hayat var hem de son kırıntısına kadar…

İç Anadolu’yu bir başka sevdim ben. Bozkırın içinde yaşanan güzellikleri kare kare görmek yaşamak gerek. Peri Bacaları’ndan Erciyes’e, Mevlana’dan Nasreddin Hocaya, Ankara Kalesi’nden Kırşehir Türkülerine…

Sadece Konya’ya birgün yetmez, görülecek o kadar çok güzellik var ki…

Hele Kayseri ;çalışkan, nüktedan, zeki ve sıcakkanlı insanları…

Kayseri’de Osmanlı ve Selçuklu eserleri hala ayakta. Tarih kokar her mahalle her kare…

Binerce sayfa yazmak lazım anlatmak için Türkiyem’izi… kısa kısa anlatmaya çalışsak da yine sayfalar doldu.

Marmara’da nereye dokunsan hayat ve tarih fışkırır. Nereye baksan masmavi bir deniz selamlar , kafanı nereye çevirsen dünyanın hayranlıkla izlediği yerler selamlar seni. Koca Sinan’ın camileri, köprüleri, Kervansarayları ve onlarca eseri tüm Marmara’yı adeta bir tarih müzesine çevirmiş.

Bursa, İzmit, Edirne, Tekirdağ, Bolu, Sakarya…

Hepsine günler hatta aylar ayırmak gerek…

Eski bir Osmanlı başkenti olan Bursa hala heybetinden bir şey kaybetmemiş… camileri, kaplıcaları tarihi eserleri, çinileri, çarşıları, yeşili, Uludağ’ı ve güzel insanları ile Bursa kesinlikle yaşanacak yer…

Serhat kentimiz Edirne hala Osmanlı’nın gür sesi olarak Avrupa’ya meydan okur gibi heybetinden bir şey kaybetmemiş…

Bolu’nun o eski evleri, muhteşem yemekleri, yemek ustaları, çam kokusu, Abant’ı ve daha binlerce güzelliği ile adeta mükemmel bir tablo gibi…

Öte yandan Sakarya ve İzmit Marmara’nın farklı güzelliklerini sunarlar misafirlere.

Türkiye bu! toprağı, tarihi, iklimi, insanı, kültürü ve medeniyeti ile bir başka dünya bir başka cennet…

Anlatmak öyle zor ki… yaşamak gerek… 3 Şubat 2018

İbrahim EROĞLU/ EĞİTİMCİ YAZAR

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

RSS
© 2020 - Batman Demokrat Haber | Batman Yerel Gazetesi
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=